Şairler ve Yazarlardan Nükteler PDF Yazdır e-Posta

BİRBİRİNE BAĞLI

Hâkim, kaza yaparak birkaç kişinin ölümüne yol açan bir şoförün ehliyetini iptal edince, şoför:
-Aman hâkim bey! Benim yaşayabilmem şoförlük yapmama bağlı, diye sızlanır.
Hâkim:
-Başkalarının yaşaması da sizin şoförlük yapmamanıza bağlı.
 
NEYZEN’ İN  NEZAKETİ!
İstiklâl Marşı Şairimiz Mehmet Âkif, elini yıkadıktan sonra, yakın arkadaşı Neyzen Tevfik’ in kendisine uzattığı havlunun kirini görünce bağırır:
-Hayır, elimi daha yeni yıkadım!
 
ÇANAKKALE  İÇİNDE
İngiliz garson, Türk müşteriye:
“Çanakkale’de çok askerimizi öldürdüğünüz için sizleri pek sevmeyiz” deyince, bizimkinden gayet soğukkanlı bir şekilde şu cevabı almış:
“Orada ne işiniz vardı?”
 
HAKLI  ÖLÜM
Sokrates ölüme mahkum edildiğinde, eşi ağlayama başlar. Sokrates eşine neden ağladığını sorar. Eşi:
-Haksız yere ölüme götürülüyorsunuz, onun için ağlıyorum.” der.
Sokrates gayet sakin cevap verir:
-Haklı yere götürülseydim daha mı iyiydi?
 
HZ. ADEM’İN  MİRASI
Fatih Sultan Mehmet askerleri ile gezerken, yanına sokulan dilenciye bir tane altın vermiş. Dilenci parayı alınca:
-Aman Sultanım, koskoca bir padişah kardeşine bu kadar az mı altın verir?
Fatih Sultan Mehmet dilenciye nereden kardeş olduklarını sorunca, dilenci:
-İkimiz de Hazreti Adem’ in çocukları değil miyiz? Elbette kardeşiz, demiş.
Sultan Fatih:
-Bu keşfini sakın başkasına söyleme, diye gülümsemiş. Diğer kardeşlerimiz de pay isterse, sana zırnık bile düşmez.
 
AKŞAM  YEMEĞİ
 
Yahya Kemâl, dostlarından birine:
-Bu akşam benimle yemek yer misin? Diye sorunca, arkadaşı: 
-Hay hay! der. Çok memnun olurum. Hiçbir mazeretim yok!
Yahya Kemal gülümseyerek karşılık verir:  
-İyi öyleyse, bu akşam size geliyorum.
 
SUSTURUCU TEDAVİ
Zamane gençlerinden biri, bir toplantıda Mehmet Akif'i küçük düşürmeye çalışıp:
"Mehmet Bey Siz baytardınız, değil mi?" demiş.  
Mehmet Akif, istifini bozmadan şu cevabı vermiş:
"Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?"
 
SIR SAKLAMAK
Yavuz Sultan Selim, bir çok Osmanlı Padişahı gibi devletin selâmeti için sefer hazırlıklarını gizli tutarmış. Bir keresinde vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
“Sen sır saklamasını bilir misin?”  diye sormuş.
Vezir, Yavuz’dan cevap alacağı ümidiyle:
“Evet hünkarım, bilirim.” dediğinde, Sultan Yavuz cevabı yapıştırmış:
“Ben de bilirim…”
 
SOKRAT VE BİLEYTAŞI
 
Öğrencilerinden birisi biri Sokrat’a sormuş:
-Herkese güzel konuşma dersleri verdiğin ve onlara hitabet sanatını öğrettiğin halde, niçin sen de çıkıp bir konuşma yapmıyorsun?
Sokrat:
-Evlat, bileytaşı keskin değildir; ama en sert demiri bile keskin eder...
 
ÇIKMAYAN MANA
 
Mehmet Akif, Baytar Mektebi’nde müdür yardımcısı olarak çalıştığı bir dönemde, muhasebeden gelen  bir yazıyı anlayamaz. Yazıyı kaleme alan Salih Efendi’yi arayarak, yazıda ne demek istediğini sorar. 
Salih Efendi, “Yazıyı iki türlü anlam çıksın diye böyle yazdık efendim!” cevabını verince, Mehmet  Akif dayanamaz ve:
-Hayret doğrusu, der. Biz bir anlam bile çıkartamadık da
 
ANLADIĞININ  İSPATI
Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfik’e gösterir ve romanının nasıl olduğunu sorar.
Neyzen romanı beğenmediğini söyleyince, adam:
 -İyi ama, siz hiç roman yazmadınız ki, neden beğenmiyorsunuz!
Neyzen Tevfik şu cevabı verir:
-Ben yumurtanın tazesini de bayatını da iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç yumurtlamadım.
Kaynak:haberbul.com
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

KIRGIZCA - RUSÇA - TÜRKÇE SÖZLÜKLER

TÜRKÇE ÖĞRETİMİ

ÜYE GİRİŞ FORMU



Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki ders ve makaleler kaynak göstermek şartı ile kullanılabilir. www.kerimsarigul.com 2005 - 2012